Aziz Kardeşlerim!
Hayat bir yolculuktur. Her yolculuğun bir başlangıcı, ara durakları ve bitişi vardır. Bizler de kendisinde Kur’an-ı Kerim’in indirildiği, takvanın ölçüsü olan orucun tutulduğu, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu, ibadet, dua, vaaz, sohbet, mukabele, iftar, sahur ve itikâflarla hem gönüllerin, hem de mübarek mekânlar olan camilerin şenlendiği, Allah (cc) katında değeri büyük bir ayın daha sonuna geldik. Ömür yolculuğundan bir dilimi daha hayırda yarışma ve ilahi rızaya nail olma gayreti ile tamamlamaya çalıştık.
Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâd olma ayı olan Ramazan-ı Şerif’e veda ettiğimiz için hüzünlüyüz. Lakin ilahi rahmet ve mağfirete kavuşmanın bir işareti olarak bayrama ulaşmanın neşe ve coşkusu sebebiyle de mutluyuz. Bu vesile ile gönüllerimizde ayrı bir bahar havası oluşturan bu mübarek ramazan bayramının birlik ve beraberliğimize, kardeşliğimizin perçinlenmesine vesile olmasını Allah (cc)’dan dilerim.
Hz. Peygamber (sav) Medine’ye geldiğinde farklı kültürlerin etkisi ve cahiliye adetleri tesiri ile halkın eğlendiklerini görünce bugünlerin özelliklerini sorar ve aldığı cevap karşısında şöyle buyurur: “Şüphesiz Allah sizin için o günleri onlardan daha hayırlı olan Kurban ve Fıtır (Ramazan) bayramlarıyla değiştirdi.” ( Ebû Dâvûd, Salât, 239)
Dini bayramlarımız Rabbimizin ilahi ikramlarıdır. Bu sebeple kıymetinin bilinmesi gerekir. Günümüz de dini değerlerimizden uzaklaşmanın neticesinde kardeşlerimizin bir kısmı bayramları tatil günlerinden ibaret görmektedir. Halbûki bayramlarımız ana-babanın ellerinin öpüldüğü, sıla-i rahim yapıldığı, yaşlı ve hastaların ziyaret edildiği, geçmişlerimizin kabirlerine varılıp Fatihalar okunduğu, ölü ve dirilerimiz için dualar edildiği, dirilerimizden de duaların alındığı günler olmalıdır. Çünkü yapılan bayram gecelerinde yapılan ve alınan dualar ilahi huzurdan geri çevrilmez. Gönüllerimizin sultanı Hz. Peygamber (sav) Efendimiz: “Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar geriye çevrilmez. Bunlar Recebin ilk (cuma) gecesi, Şâban’ın ortasında bulunan gece, Cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı geceleridir”.(Beyhaki, Şuabül-İman, 3/342) buyurmuşlardır.
Bayram günleri fakirlerin sevindirildiği, mazlumların ellerinden tutulduğu günler olmalıdır. Eğer bu vakte kadar bedenimizin şükrü olan fitrelerimiz vermediysek, bayram namazından önce vermeye gayret edelim. (Bir kişinin fitre bedeli en az 40 tl’dir.) Dinimizin bir emri ve beş temel direğinden olan zekâtlarımızı muhtaçların eline ulaştıralım. Zengin ile fakir arasında gönül köprüleri kurmaya çalışalım. Kapısı çalınmadık, sofrası donanmadık, derdi ve ihtiyacı giderilmedik bir fakirin kalmasına özen gösterelim. Yardımlaşmak ve paylaşmak bayramların ve bayramı yaşamak isteyenlerin hayat iksiri gibidir.
Bayramlar dargınlık ve kırgınlıkların bitirildiği günler olmalıdır. Allah (cc) biz müminleri birbirimize kardeş yapmış, kardeşler arasındaki sorunların sulha kavuşturulmasını emretmiştir. (Hucurât 10) Yine günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayı yasaklamıştır. (Maide 2), Hz. Peygamber (sav) Efendimiz de: “Bir Müslümanın, din kardeşini üç gün üç geceden fazla terkedip küs durması helâl değildir: İki Müslüman karşılaşırlar biri bir tarafa öteki öbür tarafa döner. Halbûki o ikisinin en iyisi önce selâm verendir.” (Buhârî, Edeb 62,) buyurmak suretiyle küslükleri sonlandırmaya çağırmıştır.
Bayramlar en çok çocuklarımızın kalp ve ruh dünyalarına etki yapar. Milli ve manevi değerlerimizin kazanılmasında bayramlar bağ vazifesi görür. Bu nedenle çocuklarımızı bayram günlerin de yaptığımız hayırlı faaliyetlere ortak edelim, camilere ve ziyaretlere birlikte gidelim. Onların neşe ve coşkusuna hediyeler vermek ve gönüllerini okşamak suretiyle ortak olalım. Özellikle ana ve baba sevgisinden mahrum kalıp boynu bükük bir vaziyette kendisinin de elinden tutulmasını bekleyen yetim ve kimsesiz çocukların yalnızlığına bir nebze de olsa şifa olmaya çalışalım. Şehitlerimizin emaneti olan yavrularımıza da vefa gösterelim. Unutmayalım ki; bayramı güzelleştiren çocuklarımızdır.
Bu ramazan ayının temasını Başkanlığımız tarafından “Ramazan ve Doğruluk” olarak belirlenmişti. Bu çerçevede gerek camilerimizde gerekse çeşitli mekânlarda oluşturmaya çalıştığımız “Ramazan Mektebi”nin hayatımıza kattıklarını unutmamalıyız. Bu nedenle camii ile olan ünsiyetimizi, Kur’an ile olan ülfetimizi koparmayalım. Doğru kul olmanın, dosdoğru yola tabi olmanın, dosdoğru iş yapmanın tadını aldıktan sonra ömrümüzün kalan kısmını da istikamet, sadakat ve vefa üzere geçirmeye gayret sarf etmeliyiz. Bu ayda kazandığımız manevi değerlerimizin ve güzel hasletlerimizin kıymetini bilmeliyiz. Elde ettiğimiz ramazan sermâyesini ve kârını gaflete düşüp ve yanlış işlere tevessül ederek heba etmemeliyiz. Çünkü kulluk sadece ramazana mahsus değil, “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” (Hicr 99) düsturuna göre şekillenmelidir.
Bu bayramlarda bizleri en çok derinden etkileyen mazlumların yüzlerindeki buruk tebessümlerdir. Çeşitli coğrafyalar da Müslümanların yaşadığı zulüm ve haksızlıklar bizi derinden üzmektedir. Maddi açılardan kendilerine ulaşma imkânı bulamadığımız Müslüman kardeşlerimize en azından dua etmek boynumuzun borcu, kardeşin kardeşe bir görevidir.
Müslümanların zulme uğramasında zalimlerin azgınlığının yanında, ümmet olarak birlik ve beraberlik olamayışımız, tefrika odaklarına çok çabuk aldanmamız, basiretimizi yitirmemiz, ümmet bilincinden uzaklaşmamız etkili olmaktadır. Bu bayramların uyanışa vesile olması için ayrılık ve gayrılıkları bir kenara koymalı, hepimiz toptan Allah’ın ipi olan Kur’an-ı Kerim ve sünnete sarılmalı, vahdeti gerçekleştirmeliyiz.
Değerli Balıkesirli Kardeşlerim!
Her yıl bayramlarda trafikte hızlı gitmenin ve kuralsız araç kullanmanın bir sonucu birçok aile ve kişi sevdiklerine ya kavuşamıyor, ya da buruk bir şekilde kavuşmak zorunda kalıyorlar. Böyle acı ve üzüntü verici olaylara sebebiyet vermemek, bayram neşesine gölge düşürmemek için trafikte kurallara uygun hareket etmeliyiz. Önemli olan gideceğimiz yere çabuk varmak değil, el öpecek, yüz güldürecek şekilde varmaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle; başta, siz Balıkesir’li hemşehrilemizin, ülkemizin, bütün İslam âleminin “Ramazan Bayramı” nı tebrik eder, hayırlara vesile olmasını Allah (cc)’dan dilerim. Aynı bayrağın altında yaşayan insanlar olarak bayramların huzurumuza, birliğimize ve kardeşliğimize derman olmasını, gönüllerin muhabbete ermesi, hanelerin saadetle dolması için dua eder, dualar beklerim. Hayırlar bol, şerler def, bayramınız mübarek olsun.
Celal SÜRGEÇ
Balıkesir İl Müftüsü







