Ekonomi Politikaları Başkanımız Fikret Artan, Cumhurbaşkanlığı kararıyla köprü ve otoyolların işletme haklarının özelleştirilmesini değerlendirdi.
Fikret Artan: “Bu sabah uyandığımızda bir de baktık ki ucube Cumhurbaşkanlığı sisteminin çok kötü bir sonucunu gördük Resmi Gazete’de. Cumhurbaşkanı dün gece karar vermiş ve bu özelleştirme kararını almış. Bu özelleştirme kararında ne var? Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Yolu ve Bursa Çevre Yolu olmak üzere ve daha önce de kapsama alınmış olan köprü ve otoyolların tamamının mülkiyet hakkı devri değil ama işletme hakkı devri, kiralama devri, bütün bu otoyollarla beraber aynı zamanda üzerindeki bütün tesislerle birlikte 31 Aralık 2031 tarihine kadar özelleştirmenin tamamlanmasına ve özelleştirmenin 30 yıllık bir sürede verilmesine karar verilmiş. Ne bir Yüksek Planlama Kurulu kararı var; bir kurul var tabii ki. 2018’den beri bu ucube sistem geldiğinden beri Yüksek Planlama Kurulu yok. Ne Özelleştirme Yüksek Kurulu var; o da kaldırıldı. Devletin ortak aklı yok. Akşam Cumhurbaşkanı karar veriyor, sabah da gördüğünüz gibi kamunun, toplumun malları konusunda özelleştirme kararı alınıyor.
Şimdi bu, devlet hakkının tamamen ortadan kalkması demektir, bir. İkincisi, AKP’nin ekonomi politikalarının tamamen çöktüğü anlamına geliyor. Neden derseniz, devletin bütün devletlerde olduğu gibi devletimizin de temel gelir kaynağı özelleştirme değildir. Temel gelir kaynağı, dolaylı ve dolaysız vergilerin, o da adil olmak şartıyla, dengeli olması şartıyla, dolaylı ve dolaysız vergilerin toplanması, israf yapılmadan bunların eğitim, sağlık, güvenlik harcamalarına aktarılması ve bütçe açığı olmaması. Bir rakam daha vereyim ben size. Bütçede tam 50 ila 55 milyar dolar arası yıllık faiz giderleri var ve Hazine ve Maliye Bakanı da her zaman şununla övünüyor: Faiz dışı fazla verdik, cüzi de olsa. Önemli olan faiz dışı değil, faiz olmadan fazla vermek ve bu kadar 50 milyar dolarlık devasa kaynağı faizlere harcamamaktır, Sayın Bakan.
Yine bununla ilgili bir başka rakam vereyim. Bugüne kadar, demiştim, 65,6 milyar dolarlık özelleştirme yaptılar ve bir tek taş koymadılar taş üstüne. Bir tek üretim tesisi sağlamadılar ve bunların çok geçerli olmasa da sebepleri vardı. Mesela ben KİT uzmanıyım, planlamada. 14 yıl boyunca KİT işlerine baktım, KİT’leri yatırım finansman programına, aynı zamanda özelleştirmeden de yan dal olarak sorumluydum. Hadi onların verimsizlikleri vardı diyelim, aşırı istihdam vardı vesaire falan. Peki, bu altın yumurtlayan tavuk şeklinde düşündüğümüz bu köprü ve otoyolları neden özelleştiriyorsunuz? Deniz bittiği için, kaynak kalmadığı için tabii ki, vergileri toplayamadığınız için, aşırı lüks ve şatafattan kurtulamadığınız için yaptınız.
Bir rakam vereyim. Mesela buna benzer, aynı şekilde kamu-özel iş birliği projeleri var biliyorsunuz. Tam 22 milyar dolarlık maliyeti var bunların ama AKP’nin taahhüt ettiği 59,7 milyar dolarlık, 30 yıllık sırtımızda bir yük var. Şimdi bununla birlikte yine çok kolay yoldan para kazandıracaklar, artık kimleri tespit eder, kimlere yapacaklarsa ve bunu harcayacaklar, özelleştirme gelirleri olduğu gibi harcayacaklar, savuracaklar ve ondan sonra da seçim kazanacaklar. Önemli bir şey vurgulamak istiyorum. Sayın Genel Başkanımız daha 48 saat önce burada, bu kürsüde basın toplantısı yaparken millet toplantımızda aynen şu cümleyi kullandı: ‘Önümüzdeki yıl 2027 yılı seçim dönemi ve AKP hükümetinin görüyoruz ki Cumhuriyetin elde kalan kazanımları olan otoyol ve köprüler gibi bunları da en son olarak satacak.’ dedi ve 48 saat sonra bu gerçekleşti. Somut olarak Resmi Gazete’de yayınlandı.
Şimdi benim son olarak bir önerim var bu Hazine ve Maliye Bakanı’na. Sadece ayda bir çıkıp dezenformasyonda çok iyi gidiyoruz deyip rakamları eğip bükerek konuşan Maliye Bakanı’na, donuk bir ifadeyle konuşan Maliye Bakanı’na. Sayın Maliye Bakanı, hemen Cumhurbaşkanı’na gidin, deyin ki: ‘Efendim, biz buradan 5-10 milyar dolar gelir kazanacağız bu özelleştirmeden ama benim çok dahiyane bir fikrim var. 86 milyon vatandaşımız var, biz milli gelirde 18 bin dolar, 20 bin dolarlık seviyelere ulaştık fert başına. Hemen 18-20 bin doların 1000 dolarını kişi başına isteyelim ve böylece 86 milyar dolar gelir elde edelim.’ deyin bakalım. Ya da bir kamuoyuna açıklayın bakalım. Tabirimi bağışlayın, eskiden kelle vergisi diye bir şey vardı. Tam da böyle bir kelle vergisi var. Artık ekonomide geldikleri nokta bu iflas ve vatandaşımız maalesef bu uygulamalardan ve 4-5 yıldır kendilerinin ekonomik sorunlar altında ezilmesinden, çarşıda, pazarda, markette ve mutfakta olan yangından dolayı çok mustarip durumdalar.
Benim vatandaşlarımıza söyleyeceğim en önemli şey, ümidinizi kaybetmeyin. Çünkü 2027’de yapılacak ilk seçimde kesinlikle ve kesinlikle iki şey olacak. Bir, AKP gidecek ve bu ekonomik sorunların üstesinden gelecek Zafer Partisi kadroları gelecek. İki, bu ucube Cumhurbaşkanlığı sisteminden kesinlikle kurtulacağız. Zafer Partisi’nin ekonominin her alanında; para, banka, mali piyasalar, ticaret politikaları, Hazine ve maliye politikaları konusunda hem bürokratik tecrübeye sahip hem akademik tecrübeye sahip kadrolarıyla yapacağımız programlarla biz bu sorunu, acil olanların yangını, 18 ayda söndüreceğiz. Daha sonra da ilk 5 yılda bütün bu sorunları unutacağız ve bu tür sorunlar bize acı bir hatıra olarak kalacak.”







